Eğitim ve yapay zekânın öğrenme
biçimlerine etkisi üzerine düşünmek artık bir
ihtiyaçtan öte zorunluluk haline geldi. Artık kabul etmeliyiz ki
yapay zekâ ile yeni bir eğitim sisteme muhtaç durumdayız.
Bilgiye ulaşma yöntemleri yeni araçlarla bir başka sürece
evrildi. Yapay zekânın eğitim sistemine, özellikle
üniversite eğitimine nasıl entegre edileceği;
öğrenci-profesör ilişkisi, ders aktarımı, sınav biçimi,
ödev sistemi ve notlandırmanın nasıl şekillenmesi gerektiği
üzerine düşünmek artık bir zorunluluktur.
Mevcut eğitim modelinin yapay zekâ
sonrası dönemde aynı şekilde devam edemeyeceği; bilginin üretimi,
işlenmesi, dönüştürülmesi ve öğrencinin zihninde
kalıcı hale gelmesi açısından yeni bir modele ihtiyaç olduğu
görmezden gelinemez. Eğer amaç öğrenciyi sadece bilgiye
ulaşan kişi olmaktan çıkarıp, bilgiyi dönüştüren,
açan, kendi alanına uyarlayan ve onu mesleki verimliliğe
çevirebilen kişi haline getirmek ise yeni koşulların bu amaca uygun
bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
Bugünkü eğitim sisteminde
öğrenci çoğu zaman bilgiye erişim, ezberleme ve tekrar etme
üzerinden değerlendiriliyor. Oysa yapay zekâ çağında asıl
mesele, bilgiye ulaşmak değil; ulaşılan bilgiyi anlamlandırmak, süzmek,
özetlemek, kişisel düşünceyle birleştirmek ve kişinin kendi
zihinsel yapısına katabilmesidir. Bu nedenle eğitim sistemi sadece
içerik değil, yöntem olarak da değişmek zorundadır.
Yeni dönemde öğrenci-profesör
ilişkisi yalnızca “bilgiyi veren” ve “alan” ilişkisi
olmamalıdır. Profesör, bilgiyi tek yönlü aktaran kişi
olmaktan çıkıp öğrencinin düşünme, yorumlama ve
dönüştürme sürecine rehberlik eden bir role
geçmelidir. Öğrenci ise pasif alıcı değil; araştıran,
sentezleyen, sorgulayan ve kendine ait bir düşünce kuran özne
haline gelmelidir.
Dersler klasik sunum ve anlatım
biçiminden çıkarak daha etkileşimli, daha problem odaklı ve
daha yorumlayıcı hale gelmelidir. Yapay zekâ, ders öncesi
hazırlık, alternatif kaynaklara erişim, konu genişletme, karşılaştırmalı
düşünme ve kişiselleştirilmiş öğrenme desteği
açısından kullanılabilir. Böylece sınıf içi zaman,
bilginin ilk kez verilmesinden çok, o bilginin tartışılması,
açılması ve işlenmesine ayrılabilir.
Ödev anlayışı da değişmelidir. Araştırma
yapmak artık sadece kaynak taramak değil, yapay zekâ ile serbest
araştırma yapabilmek, farklı bakış açıları toplayabilmek, sonra
bunları kendi zihinsel katkısıyla anlamlı bir metne veya çıktıya
dönüştürebilmek demektir. Burada mesele hazır metin
üretmek değil, elde edilen malzemeyi dönüştürerek
kişinin kendi bilgi dağarcığına katmasıdır.
Sınavların yapısı özellikle değişmelidir.
Sınav esnasında yapay zekâ kullanımının serbest bırakılabileceği
düşünülebilir. Ancak bunun karşılığında öğrencinin yapay
zekâ ile topladığı bilgileri özetlemesi, kendi
düşüncesini eklemesi ve sonrasında bunu sözlü olarak
savunması gerektiği üzerine düşünülmeli.
Öğrenci yapay zekâ ile bir
epistemik ilişki kurar; yani bilgiye ulaşır, onu inceler, işler,
anlamlandırır. Sonrasında ise öğrencinin aklında kalan, onda iz bırakan
ve kendi zihninde dönüştürdüğü kısım esas
değerlendirme ölçütü haline gelir. Bu nedenle
gelecekte sınavların sadece yazılı değil, büyük
ölçüde sözlü, tartışmalı ve yorum ağırlıklı
olması gerekir.
Not sistemi de yalnızca sonuca değil,
sürece odaklanmalıdır. Öğrencinin yapay zekâyı nasıl
kullandığı, bilgiyi nasıl işlediği, ne kadar özgün katkı sunduğu,
ne kadar içselleştirdiği ve bunu sözlü/yazılı
biçimde ne kadar sahiplendiği değerlendirme
ölçütü olabilir. Böylece başarı, sadece
“doğru cevabı vermek” değil; doğru bilgiyi anlayıp
dönüştürerek kendi alanına taşıyabilmek olur.
Öğrenciler açısından temel
amaç var olan bilgiyi dönüştürebilmektir, bilgiyi
açabilmektir. Amaç, o bilgiyi kişinin kendi bilgi dağarcığına
katabilmesidir. Amaç, bu sürecin sonunda öğrencinin kendi
mesleki alanında daha verimli, daha üretken ve daha bilinçli
hale gelmesidir.
Şu anki haliyle bile bu tür bir yapay
zekâ sisteminin öğrencilere nasıl faydalı olabileceği ele
alınmalı. Buradaki temel fark, sistemin yalnızca bilgi veren bir araç
olmaması; öğrencinin düşünme sürecine eşlik eden, ona
yapı kazandıran ve dönüşümünü destekleyen bir
rehber gibi çalışabilmesidir.
Bu yaklaşımın farkı, öğrenciyi sadece
cevap alan kişi olarak görmemesidir. Sistem, öğrencinin bilgiyle
kurduğu ilişkiyi önemser. Yani sadece “doğru bilgiye ulaştı
mı” sorusu değil, “o bilgiyi nasıl kavradı, nasıl
dönüştürdü, ne kadar benimsedi ve nasıl ifade
etti” soruları öne çıkar. Bu yüzden sistem, salt
cevap üreticisi olmaktan çok, öğrencinin düşünce
oluşumuna eşlik eden bir ortak veya rehber işlevi görür.
Sonuçta yapay zekânın
kaçınılmaz olduğu bu koşullarda eğitim sistemi değişmek
zorundadır.
Bununla birlikte sınıftaki düzen
değişecektir. Ders anlatım biçimi değişecektir. Ödev ve
araştırma yöntemi değişecektir. Sınav biçimi değişecektir.
Notlandırma anlayışı değişecektir... Değişim her açıdan dijital
çağın ihtiyaçlarına göre planlanmalı ve buna göre de
eğitimin hem fiziki hem de yöntemsel alt yapısı hazırlanmalıdır.
Bu değişimin temelinde ise yapay zekâyı
yasaklamak ya da kör biçimde serbest bırakmak değil; onu bilgiye
erişim aracı olmaktan çıkarıp, düşünceyi
dönüştürme ve öğrenmeyi derinleştirme aracı olarak
yeniden konumlandırmak vardır.
*Emekli eğitimci ve Doğu Akdeniz
Üniversitesi Vakıf Yönetim Kurulu üyesi.
Tarihi İpek Yolundaki iki farklı güzergahın buluşma noktasıdır. Yazın
ortasında şehrin ardındaki ulu dağlardan eriyen karların oluşturduğu
iki büyük ırmağın buluşup bir deve dönüşüp 200 km
boyunca vadiye hayat veren birleşme alanıdır Namangan.
3000 yıllık Aksi Kent'in kalıntılarının katman katman
günyüzüne çıkartıldığı, köklü medeniyetin
bugünkü uzantısı.
Buyıl 65. si kutlanan Güller Festivalinin yapıldığı mekan. Adını tuz
madanlerinden alan bereketli topraklar.
Heryıl daha coşkulu daha organize. 7'sinden den 77'sine
bütün halkın katıldığı estetiğin, bilginin, zevkin, tecrübenin
şekillendiği belkide dünyanın en yapıcı, paylaşımcı festivallerinden
biri.
Güller Festivali ismi insanı yanıltmasın. Sadece bizim gül dediğimiz
çiçeğin Festivali değil, burada tüm
çiçeklerin ortak ismi gül. Gül'de
bütünleşme, buluşma, kavuşma, kucaklaşma. Rengi, kokusu ,
görünüşü farklı olan çiçeklerin,
farklılıkları ortadan kaldırıp Gül' de bütenleştiren
festival.
Sadece nehirlerin, yolların değil, bölgede yaşayan sınır komşularına da
kucak açıyor. Geçen sene 2 ay boyunca yurt dışından 1
milyon ziyaretçi gelirken bu yıl bu rakama 3 günde ulaşıldı.
Bunun en büyük nedenlerinden biride hemen hergün gün
içine yayılmış enaz 4 farklı yerde yapılan konserlerin etkisi olduğunu
düşünüyorum. Birde hersene olduğu gibi bu yılda yapıla
yenilikler. Hersene kendini yinelemek, geliştirmek
çeşitlendirebilmek büyük maharet ve başarı gerektiriyor.
Buyıl festivalin ana temalarının başında "1 Ay Boyunca En Fazla
Çiçek Dikilmesi" başlığında Guiness Dünya Rekoru. Daha
önce1 milyon olan rekor, buyıl Namangan'da yaklaşık 35 milyon
olarak tescillendi. Bu gerçekten zorlu bir süreçti.
İlkönce alan kayda alınıyordu. Gelen çiçekler sayılıp
video eşliğinde dikilip 4 er saat aralıklarla ekipler bunu kayıt altına
alıyorlardı. Bir ekip en fazla 8 saat çalışabikiyordu. Akşam
bütün ekiplerden toplanan kayıtlar, imzanıp Guinness merkeze
günlük gönderiliyordu. Günlük onaylanıp ertesi
gün aynı şekilde devam ediliyor.
Gerçekten yorucu ve meşakketli bir süreç.
Açılışta Guinness sertifika töreni tüm halkı ve ekipleri
ziyadesiyle çok mutlu etti. Çok emek verildi. Sonunda başarıldı.
25 ülkenin temsilcileri açılış programında protokolde yerlerini
almışlardı.
Çiçeklerle süslenen araçlar, başarılı
genç sporcular boyunlarında madalyaları ile geleceğe umut veriyorlardı.
Genç müzisyenler profosyonellere taş çıkartan uyumları
seyir ve dinlemeye değer görüntü veriyorlardı. Guinness
sertifikasının büyük boy bir kopyası kamyonet tarafından taşınması
çok alkışlandı. Sarı, mor, leylak, kırmızı rengine
bürünmüş herbiri çiçek gibi olmuş genç
kızlar salına salına geçitte yerlerini almışlardı. Dans ederwk
yürürken hafif rüzgarda salınan çiçekleri
andırıyorlardı.
Buyıl Namanganda toplamda150 milyon çiçek dikilmişti. Şehirde
boşyer kalmamıştı. Bu anda güneşin etrafında gökkuşağı renkleri
belirdi. Sanki güneş aşağıdaki festival coşkusuna ortak olmuş
yer-gök çiçek açmıştı.
Çiçekler sevginin, duyguların, söylenemiyen gizemlerin,
çoşkunun kalp atışının aracı yada o duyguların dile geldiği sesizliğin
sesi olmuştur.
Böylesi sert ve zor coğrafyanın naif, içi sevgi dolu insanların
Özbek Türklerinin çoşkusunu dile getirme biçimi.
Bu coğrafyanın insanlarının başka özelliklerinden biride müzik ve
ritim. Gülmesini, müziğe hareketleriyle uyum sağlamasını
çok iyi biliyorlar. Bir yerde müzik başlayınca orada insanlar
toplanıp ritimle veya dansederek katılıyorlar. Müthiş güzel ve
insanı kendilerine hayran bırakıyorlar. Saçları örülü
olduğu halde bellerine kadar uzanan genç kızlarımızın kuğu gibi
yollarda süzülüşleri görsel şölen.
Özbekistan'nın tamamında yollar çok geniş, bakımlı ve temiz.
Aralarda geniş park ve bahçeler var. Ama bizim koru alanları gibi.
Çok büyük bence içinde farklı isimlerde parklar
oluşturulmalı. Yoksa bu parkın içinde sözleşipte buluşabilmek
neredeyse imkansız. Buranın en merkezi yerinde BABÜR PARKI var. Bence
Babür Şahın heybeti ve büyüklüğüne yakışan bir
park.Tarihteki şahsiyetlerin isimleri yerleşim yerlerine, parklara, ulaşım
araçlarına verirken onların heybetine büyüklüğüne,
ihtişamına denk olmalı.
Açılıştan sonra protokolde olan herkes yemeğe davet edildi. Herkesin
oturacağı yeri belirlemişler. Herşey kontrol altında. Açılışta sahne
alan müzik grupları hemen hepsi sahne performanslarını kapalı alana
göre yinelediler.
Misafirler genellikle kendi
ülkelerden gelenler ile aynı masaya yerleştirilmiş.
Türkiye'den gelen 4 kişiyiz. Türk Yatırım Ajansı TIG in
Başkanı Sayın Hayreddin Turan, Başkan yardımcısı Değerli dostum Selim Arvas,
Guinness Temsilcisi Sayın Şeyda Subaşı Gemici, yazıları 16 dile
çevrilmiş meşhur Kırgız yazar, Begijon Ahmedov, Turim Bakanlığından
bize rehberlik ve eşlik etmesi için görevlendirilen Oksana
Hanım gezi boyunca bizlen bereberdi. Birde Namangan Turizm Bürosu
müdürü Otabek Rasulov ve Turizm Bürosu çalışanları
bizim masada. Sevgili Otabek gezi öncesi hazırlıklar ve sonrasında
çok uyumlu bir çalışma gerçekleştirdik. Japonya, Kore,
Hindistan, Çin çok kalabalık bazı ekiplerden bazıları. Bu
ekipler 2şer, 3 er masayı doldurmuşlar. Masaların üzerinde boşyer
yok. Kuruyemişten, içeceklere, salata, meze çeşitlerinden, meyva
çeşitlerinden, et çeşitlerine kadar herşey masa üzerinde.
Masa üzerinde boş yer bulmak imkansız. Bir taraftan garsonlar
sürekli yemek taşıyorlar. At eti ilginç bir et. Sanki yedikten
sonra insan yorgunluğunu unutuyor. Daha dinç hissediyorsunuz. Kasaplık
olarak değerlendirilen atlar özel yetiştiriliyor. Çok yoğun ve
yorgun geçen güne rağmen çok güzel bir gün
geçirdik.
Ertesi gün yine çok yoğundu. Namanagan Aksi Kent arkeolojik
park ve kazı alanı. Aksi kent müzesi ve kazı alanının başında Anvar
Ikrom var. Anvar Bey aynı zamanda basın ve sosyal medya platformunu da
yönetiyor. Benim Atom karıncam. Yorulmak nedir bilmeyen günde 18
saat işinin başında. Birlikte Türkiye'de Özbekistan Tarih Devlet
Televizyonu için birçok çekim gerçekleştirdik.
Çok uyumlu ve neşeli insan.
Gezi sonrası kaçınılmaz yemek. Yemek ve iş arkadaşları ile birlikte
olmalarına çok önem veriyorlar. Özbekistan'da Nehir
kenarında yemek bahane ama gürül gürül akan nehir
kenarında sohbet müthiş. Kırgız ünlü yazarla bol boş sanat ve
kültür sohbetleri yapmak çok keyifliydi.
Özbekistan halkının, belki bütün Türkistan bölgesinde
günün her saatinde herkes birbirine selam veriyor, selam
alıyor. Birde yemekten sonra hatta bir çay salonunda çay yanında
bir küçük pasta tükettikten sonra orada bulunan genelde
yaşça en büyük veya bilgisi çok olan kişi
Özbekistan Devletine, bayrağına, başkanına, halkına, orada bulunan
kişilerin sağlık ve mutluğu için dua ediyorlar. Bazen, genel
olmamakla birlikte azınlık afiyet olsun amin deyip ellerini başından aşağı
doğru salıveriyorlar. Çok güzel bir adet şükür
duası edilmeden sofradan kalkılmıyor.
Ertesi gün Namangan sanayi bölgesi gezileri. Sanayi tesisleri ve
tekstil üretim tesislerini ziyaret ettik. Çalışanlar ve
işverenlerle sohbetler ettik. Çok başarılı ve aktif gelişmeye
müsait sanayii. Türkistan coğrafyasından bir yıldız yükseliyor
Namangan.
Özbekistan coğrafyası denince akla Taşkent, Semerkand, Buhara, Hive
geliyor. Bilim, Eğitim, Sanat, ticaret, zanaat merkezleri buralar. Fergana
vadisi tarımın, bereketin simgesi olmuş ipek böceği ve ipek dokumaları,
tahta işçiliği, demire şekil verme konusunda maharetli,
güçlü, azimli, eğlenceli, misafirperver iyi insanların diyarı
Namangan.
Namangan dan söz ederken lezzetli, hoş kokulu meyvalardan söz
etmezsek eksik kalır. Maalesef ülkemizde meyvaların ve sebzelerin 3
boyutlu yazıcıdan çıkmış versiyonları sanki. Plastikten yapılmış.
Kötü kopyaları sanki. Namangan'da Meyvaların kuruları bile
kokulu ve lezzetli.
Günler çok çabuk geçiyor. Namangan Bölgesi
Hakimi Sayın Şavkat Abdurazakov ; Hakim yardımcısı Sayın Botir Nitrinov,
Ticaret, Yatırım ve Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı; Sayın Okibjon
İnamov Namangan Bölgesi Vali Yardımcısı yatırımlardan sorumlu md.
toplantı ve istişarelerde bulunduk. İlişkileri geliştirmek ve gelecekte
yapılacak çalışmalar için bilgi aldık. Bazı
düşündüğümüz projeleri masaya yatırdık.
Toplantıda ticaret ve ekonomi, yatırım, turizm ve kültür konularına
odaklanıldı.
Sayın Hayreddin Turan sanayi, inşaat, turizm ve yüksek teknoloji
alanlarında faaliyet gösteren onlarca şirketi bünyesinde barındıran
TIG i, ayrıca, Türkiye - Körfez ülkeleri ve Afrika
ülkelerinden büyük şirketleri bir araya getiren
derneklerimizden söz etti.
Sayın Selim Arvas
Namangan'daki birkaç küçük sanayi bölgesini
ziyaret ettik. Üreticilerin potansiyelinin yüksek olduğuna ikna
olduk," dedi.
Bölge valisi, karşılıklı ilişkilerin birçok ortak
yönü olduğunu vurgulayarak iş birliğine tam destek verdiğini ifade
etti. Her yönden büyük bir mesafe aldık. Projeler, gelecek ve
⁷özel yatırım alanları ve fırsatları masaya yatırıldı.
NAMANGAN'ın büyük bir kapasitesi var. Bunlar yavaş yavaş ortaya
çıkacak. İnsanlar Namanganı keşfedecekler. Bölgesel ve
Dünyada büyük bir güç merkezi olacak. Bana
soruyorlar. Dubai, Doha gibi mi? diye. Yok hayır onların insan gücü
ve tarihsel geçmişleri Özbekistan gibi değil. Halkın
büyük tarihsel geçmişi ve oluşturdukları dünyaya
hüküm sürmüş bir medeniyetleri var. Burası daha başka.
Geçmişten gelen bir güç bir doymuşluk var. Emir
Timur'un, Babür Şah'ın, Ali Kuşçu'nun, Hoca Ahmet
Yesevi'nin, İmam Maturidi'nin, İmam Buhari' nin
mirasçıları. Özbekista'nın diğer bir şansı Devlet Başkanı
Sayın Şevkat Mirziyoyev eğitime ve insana yaptığı yatırım. Yaptığı stratejik
değişim ve atılan adımalar ile Özbekistanı her alanda dünyada
söz ettirmeyi başardı. Bunlar dışardan bile çok rahat
görünüyor.
Benimle birlikte alış verişe gelen dostum Cihangir üniversitede Hoca,
İngilizcesi mükemmel Arapça, Fransızca, istanbul
Türkçesini çok güzel konuşuyor, Farsça şiirler
dilinden eksik olmuyor. Bu kadar birikim etrafımızda birçok kişide var.
Tekstilde makinede çalışan genç Oksford aksanlı ingilizce
konuşuyor, Vali yardımcısı Botir Bey ile Japonca konuşmayı çok
seviyorum. Bakanlıktan başka arkadaş Malay dilini konuşuyor. Ama hepsi
müthiş mütevazi ve sevecen insanlar.
Ülkelerini geliştirmek için gece gündüz
çalışıyorlar. 12_14 saat ayaktalar. Bazen gece 2'de yatıp sabah 8
bizimle yollardalar.
Bu ülke çok gelişecek, büyüyecek. Donanımlı, bilgili,
empati yapabilen, yaratılış gerçeğini kavrayan insanların sırtında
yükselecek bu dünya. Bir yıldız doğuyor yeniden
Türkistan'nın bereketli topraklarından Namangan.
Dönüş yolu gelişte olduğu gibi Namangana araçla 2 saat
mesafede olan Fergana Hava Alanı üzerinden Taşkente geçeceğiz ve
oradan THY ile İstanbul. Fergana okadar büyük bir yerleşim alanı
olmamasına rağmen araba fabrikasının kurulduğu şehir. Yakın zamanda devlet
başkanı Sayın Mirziyoyev'in katılımı ile içinde,
lokantalar, parklar, bahçeler, ibadet alanları, irili ufaklı su
ve ışık gösterilerinin yapıldığı mekan hizmete alındı. Yüzlerce
dükkan var ama hepsi açılmamış. Çocuklar, gençler,
aileler hepsi bu mekanın tadını çıkartıyorlar. Binalar tamamen Turkuaz
ve güzel çinilerden, ince tahta işçiliği ile işlenen kapı
ve pencereler sanki tarihn içinden fışkırmış gibi.
Özbekista'nın ruhunu taşıyor. Hepsi güzellikte birbiri ile
yarışıyor.
Saatler geçip bizim havaalanına dönüş yolculuğu iyice kendini
hissettirirken yolda Özbekistan'nın herbiri sanat eseri sayılabilecek
ekmeklerinden alıp ailelerimizle ve sevdiklerimizle bu lezzetleri paylaşmak
onlarada tattırmak istiyoruz. Her bir ekmek doğal hepsi lezzetli.
Andican Türk Devletleri Topluluğunun Kültür başkenti resmi
açılış öncesi Özbekistan Devlet Başkanı Sayın Mirziyoyev
Namangana geldi. Hava alanın da Namangan Hakimi Sayın Şavkat Abdurazakov
tarafından karşılandı. Birlikte yapılan çalışmaları yerinde inceledi.
Namagan sanayi ve tarım tesislerini gezip birçok temel atma
törenlerini ve açılışları gerçekleştirdi.
Halk Özbekistan bayrağı gibi.
Üstte gök gibi mavi. Dünyamızı saran "Gök
Kubbe", ortada beyaz Özbek halkın Pamuk kalbi gibi aynı zamanda
dünyada 5. Bütük pamuk üreticisi ülke. En altta Yeşil
toprağı saran yeşil örtü gibi. Etrafında kırmızı
çizgiler. Demir gibi karakterli insablar. Hilal ve yıldızlar
gecemizi aytınlatan inancın simgeleri. Kısaca güzelliğin,
bereketin,lezzetin, bilim, sanatın, zenginliğin, güzelliğin, geleceğin
adı Özbekistan.
Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi Laurent Bili, ikiz çocuklarına Tayfun ve Volkan gibi Türk isimleri verecek kadar Türkiye'ye yakın biri. İstanbul'daki Fransız Sarayı'nda bizi misafir eden Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Laurent Bili ile; bu sayımızda iki ülke arasındaki ilişkiler, ekonomi ve özel hayatı üzerine renkli bir sohbet gerçeklestirdik.
Güneş, rüzgar, su kaynaklarından enerji üretmek isteyenler, çevreci yatırım yapmaya karar veren yatırımcılar, Avrupa Kalkınma ve İmar Bankası, projelerinizle sizi bekliyor. Son 20 yılda küresel ısınma nedeniyle dünya, giderek daha kirli, daha yaşanmaz hale geldi. Bu durum, dünyanın geleceği açısından ürkütücü bir tabloya işaret ediyor.
Paetos dignissim at cursus elefeind norma arcu. Pellentesque mode accumsan est in tempus, etos at ullamcorper quam suscipit lacus maecenas tortor. Erates vitae node metus. Suspendisse est gravida ornare. Non mattis morbi suspendisse velit rutrum modest a tortor velim pellentesque uter justo magna gravida.
Paetos dignissim at cursus elefeind norma arcu. Pellentesque mode accumsan est in tempus, etos at ullamcorper quam suscipit lacus maecenas tortor. Erates vitae node metus. Suspendisse est gravida ornare. Non mattis morbi suspendisse velit rutrum modest a tortor velim pellentesque uter justo magna gravida.
Paetos dignissim at cursus elefeind norma arcu. Pellentesque mode accumsan est in tempus, etos at ullamcorper quam suscipit lacus maecenas tortor. Erates vitae node metus. Suspendisse est gravida ornare. Non mattis morbi suspendisse velit rutrum modest a tortor velim pellentesque uter justo magna gravida.
Paetos dignissim at cursus elefeind norma arcu. Pellentesque mode accumsan est in tempus, etos at ullamcorper quam suscipit lacus maecenas tortor. Erates vitae node metus. Suspendisse est gravida ornare. Non mattis morbi suspendisse velit rutrum modest a tortor velim pellentesque uter justo magna gravida.
TURKEY INVESTMENT GATE. is based in Istanbul / Turkey, and provides new and existing businesses with a wide range of real estate business development solutions for Turkish Market.